dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri


Şubat 2008

. SAGLIGA GIDEN YOL ASK…!
. BALIGI KILÇIGI ile YIYIN..!
. AGIZDAKI ACI SU REFLÜ



SAĞLIĞA GİDEN YOL AŞK…!

Önce hayranlık hissi uyandıran zaman içerisinde hayranlık duyulan kişi ile vakit geçirmek birlikte olmak ve sonra ümitlerin artması ve aşkın başlaması… Sonra hayranlık duyulan kişiye karşın duyulan büyük hayranlıkla ve yaşanılanlarla birlikte kişinin gözünde yüceltilmesi ve onsuz yaşanılamayacağının düşünülmesi..

14 Şubat Sevgililer Günü öncesi aşkın, insan kimyası üzerindeki etkilerini inceledik. Aşk insan hayatını olumlu yönde mi etkiliyor yoksa olumsuz yönde mi? Tüm yönleriyle aşk ve sağlık…

Sağlıklı Bir Yaşam için Sağlıklı Bir Aşk..
Günümüze kadar yapılmış olan bilimsel araştırmalar mutlu ve karşılıklı olarak yaşanılan aşkların kişilere huzur, mutluluk ve özgüven sağladığını ortaya koymuştur. Aşk kişiler üzerinde bazı değişiklikler ortaya çıkarır. Aşık olan kişilerin; daha coşkulu, tutkulu, hoşgörülü ve pozitif enerji ile dolu olduğu gözlemlenmiştir. Kişinin kendisini enerjik hissetmesi; aşkın kalp hızını arttırarak kan dolaşımını hızlandırmasından kaynaklanır. Aşık insanların vücudundaki hormon seviyelerinde de değişiklik meydana gelir; örnek olarak “endorfin” hormonunun bazı biyokimyasalları salgılaması sonucunda vücudun bağışıklık sistemi güçlenir.

Stresten Kurtulmanın Yolu: AŞK…
Aşk duyguların ve bazı hormanların harekete geçmesiyle birlikte stresi, endişeyi ve gerginliği azaltıyor; özellikler aşk hormonu olarak da ve özellikle gebelik döneminde salgılanan oksitosin hormonu duygusal dönemlerde salgılanmasının artmasıyla birlikte aşk duygusunda da artış görülür. Duygusal dönemlerde artış gösteren oksitosin hormonu gergin ve stersli dönemler de ise az salgılanmaktadır.

Mutluluk veren aşkların dışında acı veren aşklar da kişilerde olumsuz bir takım durumlara yol açar. Aşk acısı çeken kişilerde; mide yanması, huzursuzluk, mutsuzluk ve kimi durumlarda depresyona kadar giden durumlar gözlemlenir.
Ancak unutulmamalıdır ki; yaşanılan her türlü olumlu ve olumsuz duruma rağmen aşkın vücuda olumlu bir etkisi her zaman vardır. Önemli olan yaşanılan her aşkta olumlu olduğu kadar olumsuz da bir çok duygunun birlikte yaşanılacağının, dünyada kusursuz aşkın bulunmadığının ve her duygunun insanlar için olduğu gerçeği kabul edilmelidir. Gerçekleri kabullenerek yaşanılan aşklar kişileri daha az düş kırıklına uğratır.

 
 
BALIĞI KILÇIĞI ile YİYİN..!

Günümüzde insanların balık ile ilgili fikirleri çok uç noktalardadır. Kısaca balığı ya çok seviyoruz ya da nefret ediyoruz. Aslında balık, soframızda haftada en az 2 kez yerini alması gereken önemli besinlerden biridir. Yapılan araştırmalar, düzenli olarak balık yemenin sayısız yararı olduğunu kanıtlamıştır.

Balık Yemek Neden Bu Kadar Önemli ?
Doğan Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Emine Sezen; “İnsanların karşılaştığı bir çok hastalığın nedeni, aldıkları besin maddeleri ve yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. Bundan dolayı insanlar, beslenmelerine dikkat etmek zorundadır. Yüksek kolesterolden ileri gelen hastalıkların, önemli oranda kırmızı etten kaynaklandığı artık insanlar tarafından bilinmektedir. Bunun için daha sağlıklı ve doymamış yağ asitleri yönünden zengin olan balık yenmelidir.” diyor.

”Tüketilen yağların, doymamış yağlarca zengin olması çok önemlidir. Çünkü omega-3 serisi yağ asitlerinin vücutta, biyokimyasal ve fizyolojik aktivitelerde önemli görevler üstlenmektedir. Yağ asitleri insan vücudunda göz, beyin , testis ve plasentada toplanarak gözlerin uygun şekilde çalışmasına ve beynin fonksiyonlarını eksiksiz olarak yerine getirmesine yardımcı olmaktadır.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Sezen, balığın vücudumuza sağladığı diğer önemli faydaları da söyle sıralıyor;

• Kalp hastalığını ve felci önler.
• Kolesterol metabolizmasını ayarlar.
• Kemikler için yararlıdır.
• Şeker hastaları için yararlıdır.
• Astım tehlikesini azaltır.
• Prostat kanseri riskini azaltır.
• Kırışıklara karşı etkilidir.
• Yağ oranı azdır.

Kılçığı bile faydalı!
Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu yaşayanların balık etini fazla tüketmesi gerekmektedir. Sardalya ve ya somon gibi konserve ve yumuşak kılçıkları ile birlikte yenilebilecek küçük balıkların tüketilmesi doğru beslenmenin en iyi yolu olacaktır.

Nedir Bu Omega-3?
Omega-3, vücut tarafından yapılmayan ve dışarıdan yiyeceklerle alınması gereken doymamış yağ asitlerinden biridir. Herkesçe bilinmektedir ki Omega- 3, en fazla balık yağında bulunmaktadır. Balık türleri içerisinde de özellikle uskumru, sardalya, hamsi ve somon balığında bol miktarda bulunmaktadır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sezen;” Haftada en az 2-3 kez balık yiyin. Balığı kızartmak yerine ızgara ya da buğulama olarak yemeyi tercih edin. Eğer ailenizde kalp hastalığı varsa Omega-3 içerikli bir beslenme alışkanlığı edinin ve bunu ömür boyu sürdürün. Dengeli omega yağ asidi alımı, sizi kalp krizi riskinden de koruyacaktır” diyor.

 
 
AĞIZDAKİ ACI SU REFLÜ

Kişilerde her yemek sonrasında ağzı gelen acı su, göğüste yanma ile birlikte ortaya çıkan ve her yaş grubunda görülebilen “reflü” sağlığı olumsuz yönde tehdit ediyor…!


Reflü Nedir? Mide içeriğinin veya mide asidinin yukarı doğru yani yutma borusuna doğru yer değiştirmesine “REFLÜ” denir. Yukarı doğru kaçan sıvı safra ve asit içerdiği için, hastalık zaman içinde yemek borusunda ciddi hasara yol açar.

Reflü’ nün Belirtileri Nelerdir?
* Ağıza acı su gelmesi
* Göğüs kemiğinin arkasının yanması
* Gıdaların ekşi ve acı şekilde ağıza gelmesi reflünün en sık rastlanılan belirtileridir.

Kimler Risk Altındadır?
Reflü hastalığına 30-40’lı yaşlarda daha sık rastlanmasına karşın, her yaş grubunda da ortaya çıkmaktadır. Aşırı kilolu kişilerde, yaşlılarda ve stresli kişilerde reflü görülme olasılığı artmaktadır. Çocuklarda da reflü hastalığına sıkça rastlanmaktadır.

Reflü’ nün Tedavisi
Reflü rahatsızlığı bulunan kişilerin, öncelikle günlük hayatında alacağı önlemler hastalıkla ilgili olarak şikayetleri büyük ölçüde azaltacaktır. Hastaya uygulanan ilaç tedavisinin ise mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerekir. İlaç tedavisinin yeterli kalmadığı ileri düzeydeki reflü rahatsızlıklarında cerrahi tedavi yöntemi ile hastalar tedavi edilmektedir.

Reflü Hastalarına Öneriler
* Yemekten sonra spor yapılmaması
* Sigara ve alkolden uzak durulması
* Fazla kiloların verilmesi
* Dar giysiler giyilmemesi
* Yemeklerin hızlı yenmemesi
* Gazlı içeceklerden uzak durulması
* Çikolata, kahve, tereyağ, susamlı yiyecekler tüketilmemesi
* Yemek sonrasında hemen yatılmaması
* Kahve ve limon gibi mide asidini yükseltici gıdalardan kaçınılması
* Akşam yemeklerinin hafif yenmesi

Reflü Ameliyatı Hangi Durumlarda Uygulanır?
Hastalarda günlük hayatlarındaki değişikliklere ve uygulanan ilaç tedavilerine rağmen şikayetleri tekrarlamaya devam ediyor ise ameliyat yapılması önerilir. İlaç tedavisi sonrasında şikayetlerinde azalma olan hastalar uzun yıllar boyunca ilaç tedavisi görmek istemiyorlar ise de reflü ameliyatı uygulanabilmektedir.