dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri


Mart 2009

. Dünya Kadınlar Gününde, Kadınlarımızın Sağlık Haklarını Konuştuk
. Bel Ağrıları Her Yaş Grubunu Etkilermi?
. Karbonmonoksit Zehirlenmeleri

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE, KADINLARIMIZIN SAĞLIK HAKLARINI KONUŞTUK

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması için özel bir gün. Doğan Sağlık Grubu olarak bizde sosyal sorumluluğumuz adına kadınların bu özel gününde en önemli haklarında biri olan “sağlık haklarına” dikkat çekmek istedik. Kadınların korkulu rüyası olan meme kanseri konusunda onları bilgilendirmek, erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak amacıyla hastanemizde yaşanan bir başarı öyküsünü sizlerle paylaşıyoruz.  Nazlı Hanım, …. Yaşında ve iki çocuk annesi. Bundan tam dört yıl önce meme kanseri olduğunu öğrendi. Pozitif yaşam tarzı, ailesinin desteği ve hekimleri sayesinde bugün hayatta ve çok sağlıklı. Dünya kadınlar gününde Nazlı Hanım ile o günlerden ve kanseri nasıl yendiğinden konuştuk.

—Nazlı Hanım, kanser gibi önemli bir hastalığı yendiniz, şu an kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Kendimi çok iyi hissediyorum. Hep kendimi iyi olduğum yönünde motive ediyorum. Çünkü biliyorum ki ancak bu şekilde iyi olabilirim.
 
—Bir kadın olarak kanseri yenmek hayatta size neler kazandırdı. “Kanseri bile yendim ben” dediniz mi hiç?
Kesinlikle Evet. Sonuçta benim 1 yılım daha var kurtuldum demek için biliyorsunuz kanser hastaları 5 yıl gözetim altında oluyor. Ama sonuçta artık kanseri yendim sadece belli periyotlarda kontrol edilen bir hastayım. Bu nedenle kadın olarak, birey olarak kendime çok daha fazla güveniyorum. 

Biraz bize o zorlu günlerden bahseder misiniz? Kanser olduğunuzu nasıl öğrendiniz?
Kanser vakaları yayıldıktan sonra televizyonlarda kendi kendimizi nasıl muayene edebileceğimi gösterilmişti. Ben de onları dikkatlice izlemiştim. Kendimi her duşa girdiğimde muayene ettim. Elle, yatarak yan dönerek nasıl pozisyonlarda nasıl muayene gerektiğini öğrendim ve uyguladım. Birgün elime nohut tanesi kadar bir kitle geldi ve ben bunu şansa bırakmadım akabinde ertesi gün doktora gittim. Bu konun biliyorum ki bir genel cerrahın uzmanlık alanıdır. Ama beni yönlendirmesi adına çok güvendiğim Kadım Doğum Doktorum Serdar Kayın'nın kapısını çaldım.  Serdar Bey,  bana hemen mamografi çektirmem gerektiğini söyledi ve  beni, Doğan Hastanesi'nin yine çok değerli bir hekimi olan Dr. Yıltan Bey'e yönlendirdi. Dr. Yıltan Bey ve Prof. Dr. Cemalettin Bey sonuçlarımı gördü “Şu an kanserli bir durumunuz yok ama 6 ay sonra aksatmadan gelip tekrar bir mamografi çektirmelisiniz” dediler.  Ben zannedersem bu süreyi ihmal ederek biraz aştım. İkinci mamografimi de çektirip yine Dr. Serdar Bey'e gittim. Serdar Bey, yıllardı hastası olduğum için beni iyi tanır ve ne kadar güçlü olduğumu bilir. Hiç lafı dolandırman “ Nazlı Hanım, göğsünüzde belirgin bir kitle görünüyor ama bundan kurtulmanız için ne tür bir operasyon geçireceğinize Genel Cerrahide ki arkadaşlarım cevap verecekler.”  dedi.  Tetkik sonuçlarımda  maalesef kesinlikle meme kanseriyle  karşı karşıya olduğum anlaşıldı.

—Ameliyat için tereddüt yaşadınız mı?
Ben kanser olduğumu öğrendiğimden 3 gün sonra ameliyathanedeydim.  Hiç vakit kaybetmeden ameliyat olmalıydım, benim bir ailem, bakmam gereken çocuklarım vardı. Düşünsenize evin kadını nezle olup yatağa düşse iki günde evin tüm düzeni bozulur, bu kadın kanser olunca evde neler olur siz hesap edin… 

Günümüzde kanser vakaları bu kadar artmışken hastalığınızı öğrendiğinizde ilk psikolojik olarak verdiğiniz tepkiniz ne olmuştu, hatırlıyor musunuz?
İlk hastalığımı öğrendiğimde, ben nasıl kanser olurum diye düşündüm. Ne bileyim kanser hep üzüntü ve stresten olur diye biliriz oysaki ben çok neşeli ve hayat dolu biriydim. Kanımca ben kanser filan olamazdım, sonra kendi kendime ama olumuymuş işte dedim… Etrafınızda sıkça duymuşsunuzdur “kanserden kurtuluş yok” denir. Bu cümleler insanın moralini bozuyor tabi… Ama şimdi, çok dahi iyi anlıyorum o rahat ve neşeli hayat tarzımı hastalığım süresinde de devam ettirmem benim hayatımı kurtarmış. Kanser oldum diye bir damla göz yaşı bile dökmedim...
—Aileniz bu durumu nasıl karşıladı? Eminim ki sizlere çok destek olmuşlardır…
Çok önemli bir soru bakın bu… Herkesin benim gibi kaldırabileceği, tiiye alabileceği bir konu değil bu…  Etrafımdaki tüm yakınlarım gizli gizli hep ağladılar biliyorum. Eşim çok çok ağladı mesela, beni kaybette korkusunu en yakından o yaşadı çünkü. Düşünün bir oğlum askerde diğer oğlum henüz 10 yaşındaydı. Birgün en sonunda ikaz ettim yakınlarımı; lütfen bana yatak yapmayın, yatmayacağım, ben hasta değilim, dedim. Kemoterapi tedavilerime ben yalnız gittim. Biz kadınlar her konuda olduğu gibi, bu konuda da çok daha güçlüyüz bu kesin.

- Dr. Serdar Bey'in erken teşhisi kanseri yenmenizde zannedersem en önemli rolü oynadı. Tedavi sürenizde neler yaşadınız? O günleri psikolojik olarak nasıl atlattığınızı bizimle paylaşır mısınız? 
Evet, Serdar Bey'in erken teşhisi ve beni doğru yönlendirmesi ile ben kanserli hastalar içerisinde bekli şanlı grup içerisindeydim. Hani kötünün iyisi denir ya ondan. Çünkü her gün kemoterapi alan hastalar ile tanıştım. Kemoterapi nasıldır, bilir misiniz? Hayatınızda ne bir tiksinti ne bir hamilelik ne de başka bir hastalıkta yaşadığınız iç bulantılarını unutun. Bu bambaşka bir şey… O günlerde kendimden çok o gencecik kanser hastalarına üzülmüştüm. 30 kişilik bir odada kemoterapi alıyorduk ve kiminle göz göze gelsem herkes gözünü kaçırıyordu.   Bu gerçekten anlatılmaz bir ruh hali….
 
- Hiç olumsuz düşüncelere kapılıp umutsuzluğu düştünüz mü?
Zaman zaman ailenizi düşünüp duygusallaşıyorsunuz, bu elde değil… Ama ben her şeyi geçiştirerek düşünmemeye çalıştım. Arkadaşlarımdan ve dostlarımdan kopmadım ama çok kalabalık ortamlara da girmemeyi tercih ettim. Çünkü insanlar çok meraklı hatta bazıları için patavatsız desem yanlış olmaz herhalde…Deniz kıyısına gidip oturdum bol bol ama sevdiğim insanlarla, bana moral vereceğini bildiğim kişileri hep istedim yanımda. Saçlarım da döküldü evet, ama ben bunu çok dert etmedim. Rengârenk bandanalar aldım kendime her gün birini taktım. Ben kanseri atlattım derken eşimin prostat kanseri olduğunu öğrendik. Gerçi o kemoterapiye bile ihtiyaç duymadan radyoterapi ile sağlığına kavuş, tabii ki yanında tecrübeli bir hayta olarak hep ben vardım. 

- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor. Bu kutlamalar çerçevesinde Doğan Sağlık Grubu olarak kadınlarımızı tehdit eden kanser türlerinin başında gelen meme kanserine karşı dikkat çekmek istedik. Bu hastalığı nakavt etmiş bir bayan olarak hemcinslerinize söylemek istedikleriniz nelerdir? 
Öncelikle tüm kadınların bu özel günün kutluyorum. 8 Mart dolayısı ile kadınları bilgilendirmek adına böyle bir röportaj gerçekleştirdiği için Doğan Sağlık Grubu'na da  çok teşekkür ederim. Erkekler evin direği ise kadınlar da temelidir. Kadınlar aslında evin toprağın altında kalmış gizli reisleridir. Bu nedenle kadınlar,  öncelikle aileleri için sağlıklarına önem versinler. Meme kanseri ve diğer belalı kanser türü olan rahim ağzı kanseri için rutin tetkiklerini yaptırsınlar. Anneler her zaman ödün veren taraf olduğu için kendi sağlıklarına daha az önem veriyorlar. Aslında bu uçak düşerken maskeyi önce kendine takmak gibi onlar için hayatta kalacaksın, hayatta kalmak için ise önce kendine bakacaksın.

 

BEL AĞRILARI HER YAŞ GRUBUNU ETKİLERMİ?

Bel ağrıları bütün yaş gruplarını etkileyebilir.İnsanların %75-80'i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı deneyimini yaşarlar. Bel ağrıları, günümüz modern dünyasının beklide en yaygın kronik ağrısıdır. Üst solunum enfeksiyonu yakınmalarından sonra , bel ağrısı şikayeti gelmektedir. Bel ağrısı şikayetleri her geçen gün artış göstermektedir. Yaşlanan nüfusta meydana gelen dejeneratif  süreç bel ağrılarını arttırmaktadır.
65 yaş üstünde kalça ve diz problemleri yanında bel ağrılarıda yaygınlaşmaktadır.

Beldeki kasların, ligamanların ve diskin aşırı kullanımı, zorlanması,yaralanması bel ağrılarına neden olur.
Bel ağrısı nedenleri:
* Belde zorlanmalar
* Vertebra dejenerasyonu
* Enfeksiyonlar
* Obezite ve zayıf kas gücü
* Ankilozan spondilit
* Romatoid artrit
* Ligaman ve kas yırtılması
* Ekleme ait problemler- Artrit gibi-
* Diskin dejenerasyonu veya fıtığı
* Kanal darlığı
* Kemik erimesi
* Omurga eğrilikleri (skolyoz-kifoz)

  • Tümörler

Bel ağrılarının oluşmasını arttırabilecek risk faktörleri;
Sigara, aşırı kilo, ileri yaş, bayan cinsiyet,  aşırı fiziksel çalışma, ani fiziksel zorlanma, hareketsiz çalışma ortamı, oturarak çalışma, stresli çalışma ortamı, anksiyete ve depreyon.

Bel ağrıları önlenebilir mi?
Aşağıdaki önlemler  buna yardımcı olur:

  • Eşyaları doğru teknikle kaldırmak.
  • Otururken,ayakta ve uyurken doğru postürü sağlamak.
  • Düzenli egzersiz. Kas gücü ve esnekliğin arttırılması
  • İdeal kiloya ulaşmak.
  • Kas gerilimini artırabilen duygusal stresi azaltmak.
  • Yan yatarak uyumak
  • Alçak topuklu ayakkabı giymek.
  • Sigarayı bırakmak

     Bel zorlanmasında; en önemli gösterge ağrıdır.Bu sadece belde olabileceği gibi, kalçalara bacağa hatta ayağa yayılabilir. Ağrı öksürme ve hapşırma ile artar, uykuyu bozabilir. Beldeki sertlik hareketleri güçleştirir. Bacakta, ayakta ve parmaklarda his değişiklikleri (uyuşma ,karıncalanma v.s) oluşabilir. 

Bel ağrısı 3 günü geçerse mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Aşağıdaki durumlarda ise acilen müracaat gerekir:
* Ağrı ile idrar ve dışkıda kontrolün kaybolması
* Ağrı ile beraber ateş
* Ciddi travma
* Ciddi ayak güçsüzlüğü
* Belde şiddetli ağrı
* Açıklanamayan kilo kaybı

Bel ağrılarında tanı

Hastanın öyküsü ve fizik muayeneden sonra bazı tanı testleri istenebilir.
Röntgen,Tomografi, MRI, EMG, Bazen kemik sintigrafisi.

Genel tedavi ajanları;

  • Steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar.
  • Ağrılı kas grubuna sıcak veya soğuk uygulama
  • İnflamasyonu en azda tutmak için hareketli olmak.
  • Fizik tedavi
  • Kilo kaybı
  • Sigarayı bırakmak
  • Bele mekanik destek (korse v.s)
  • Cerrahi

Fizik Tedavi, çeşitli tedavi araçları ile başarılı sonuçlar almaktadır. Böylece bel fonksiyonlaını ve yaşam kalitesini arttırmaktadır.Günlük işine hastayı hızla döndürmektedir. Fizik Tedavi sırasında hastalar belini kullanmayı ve kronik ağrıyı yönetmeyi öğrenir.

 

Bel ağrısında cerrahi
Cerahiden evvel çeşitli tedavi seçenekleri uygulanır. Ancak bazı vakalarda cerrahi olumlu sonuçlar almada  
En iyi seçenektir. En sık cerrahi uygulamaları aşağıdadır:
Diskektomi- Fıtıklaşmış diski kaldırarak baskı altındaki sinirleri rahatlatır.
Foraminotomi – Omurlara ait kemiğin bir parçası alınarak sinir üzerindeki basınç azaltılır.
Laminektomi – Kanal darlığı ve bel kayması durumunda kemiğin laminası  alınır, omurga üzerine baskı azaltılır.
Omurga füzyonu – İki vertebra birleştirilir, hareketi devre dışı bırakılır.

Bel ağrıları hakkında yanlış (Y) bilinenler:

Y. Ağır işlerde çalışanlar ciddi bel ağrısı yaşarlar.
Dogrusu (D) : Erişkinlerin %80'i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı yaşarlar. Ağır işlerde çalışanlarrisk altında olduğu gibi, aşırı kilolular, uzun süre oturanlar, sürekli araç kullananlar, sigara içenlerdede ciddi bel ağrıları görünür.

Y: Çoğu bel ağrısı bel fıtığıdır.
D: Sadece bel ağrılarının 1/3'ü bel fıtığı veya disk taşmasına bağlıdır.

Y: Çoğu bel ağrısı ameliyatla tedavi edilir.
D: 1/1000 bel ağrısı cerrahiye gider.

Y: Bel ağrısı olan herkese MRI çekilir.
D: MRI kullanışlı bir teşhis aracıdır. Ancak herkese gerekli değildir.

 
AĞRILARIMIZA KULAK VERELİM
  • Ani bastıran karın ağrısı hangi rahatsızlıkların belirtisi olabilir?
  • Sürekli hale gelen göz ağrılarının sebebi ne olabilir?
  • Karnımızdaki ağrının apandisitten mi kaynaklandığını nasıl anlayabiliriz?
  • Göğsümüze aniden bir sancı giriyorsa hangi hastalıklar akla gelmelidir?
  • Boğaz ağrısının sebebi ne olabilir?
  • Uzmanların da belirttiği gibi ağrılar insanlar için bir lütuftur. Bir çok hastalığın teşhis ve tedavisinin kökeninde öncelikle hissedilen ağrı yatmaktadır. Ağrılar, yaşam kalitesini düşürür. Bir diğer önemli nokta ise yanlış ağrı kesicilerin kullanımıdır. Yanlış ve bilinçsiz ağrı kesicilerin kullanımı, hem can hem de ekonomik kayıplara mal olmaktadır.

    Ağrılar olmasaydı, insanlar doktorlara başvurmayacaktı. Ağrı şikayeti ile doktora giden bir hastanın, varsa hastalığının teşhis ve tedavisine erken başlanır. Tanısı konulmayan ağrının tedavisine başlanamaz. Böylece bilinçsiz ağrı kesici kullanımı ile ekonomik kayıpların yanında, vücudumuza yan etkileri olabilecek ağrı kesicilerde bilinçsizce tüketilir.

    Önce ağrılarımıza kulak verelim ve mutlaka doktora gitmeyi ihmal etmeyelim. Ağrımızı geçirmek için kullandığımız bilinçsiz bir ilacın, daha sonradan vücudumuzun herhangi bir organına yan etkisi olabileceğini de düşünmeliyiz.  Uzmanların yönlendirmelerine uymalıyız.Vücudumuza zarar verebilecek maddeler yerine, ağrı kesicileri bilinçsiz kullanmamalı, gerektiğinde ağrı ile ilgili branşın doktorlarına gitmek için bütçe ayırmalıyız. Sağlığımıza ayrılan bütçe emin olun ev ekonominizi sarsmayacaktır.

    Ağrı ve ağrı kesiciler için yapılan toplantı ve seminerlere katılmalı, bilgilerimizi gelişen tıp ile arttırmalıyız. Örneğin; bir ağrı kesici baş ağrımıza iyi geldi diye, karın ağrınıza da iyi gelmeyecektir. Yada sizin karın ağrınıza iyi gelen bir ağrı kesici, diğer bir kişinin eklem ağrısını geçirmeyecektir. Bu tarz bilinçsiz ilaç kullanımı, vücudumuza yan etkiler yapacaktır. Bazı durumlarda bu bilinçsizlik, tedavi edilemeyecek hastalıklara kadar yol açabilir.

    Ağrılarımıza kulak verelim. Ağrı hissettiğimizde en yakın doktora başvuralım. Bilinçsiz ağrı kesici kullanımına son verelim. Yılda en az bir kez check-up yaptırarak, varsa hastalıklarımızın tedavisine erken başlayalım.