dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri


Ağustos 2007

. Acil Servis Neden Önemlidir?
. Çocuğunuz Duyuyor mu?
. Şok Diyetlerden Uzak Durun
. Bakımlı Tırnaklar İçin Birkaç Öneri
. Ultrasonda 4. Boyut

Acil Servis Neden Önemlidir?

ACİL ; tıbbi anlamda hastanın fiziksel ya da duygusal yönden tehlike içinde bulunduğuna inanılmasıdır. İnsan yeryüzünde var olduğundan beri kaza geçiriyor ya da acil müdahaleyi gerektiren sorunlar yaşıyor. Bu da acil müdahaleler için de bir birimin gerekliliğini doğurmaktadır. Bu gereksinimin sonucunda “acil servis” devreye girmektedir.

Acil tıp; tıp biliminin, hem en eski hem de en yeni dallarından biri. Ancak tıpta bir bölüm olarak resmen kabulü 1960'lı yıllara rastlıyor. Günümüzde de ilerleyen teknolojiyle birlikte acil tıp, hızla yapılması gereken her türlü tedavi sürecini desteklemektedir. Yüzyıl öncesinde cahilce yapılan acil müdahaleler yerini profesyonel yardıma bırakmıştır. İlerleyen teknoloji ve buna bağlı olarak gelişen tıp, insan ömrünü uzatmış bulunuyor. Dolayısıyla, sağlık hizmetlerinde acil servisin payı da gittikçe artıyor. Bu bağlamda, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, talep karşısındaki arzı, çağın koşullarına göre düzenlemek üzere önemli adımlar atılıyor.

Acil sağlık ekibinin sürekli olarak yaptığı iş; kriz durumunu yönetmek ve hasta için uygun olan en etkin girişimi en kısa zamanda  yapmaktır. Bu durumda verilen hizmet; üst solunum yolu enfeksiyonundan, hayatı tehdit eden kanamalı bir yaralanmaya, ayak bileği burkulmasından kalp krizine kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Ayrıca olağanüstü durumlarda, doğal afetlerde verilen sağlık hizmeti de acil sağlık hizmeti içinde değerlendirilir.

Acil sağlık hizmeti, hastane organizasyonu içinde önemli bir yer tutuyor. Acil servis ile laboratuar, görüntüleme birimleri ve konsültasyonların eşgüdümlü çalışması ve bu uyumun acil olguların değerlendirilmesi ve iyileştirilmesine yansıması, hastanenin hizmet kalitesini artırıyor. Acil servislerin gereksinimleri karşılayacak tarzda düzenlenmesi de ayrı bir önem teşkil ediyor. Hastaların ciddiyetine göre özelleşmiş koşulları barındıran, yeniden canlandırma odası, müdahale odası, ayaktan muayene poliklinik odası, müşahede odası  gibi farklı bölümlerden oluşması hastanın, daha acilden içeri alınırken uygun bölüme yönlendirilmesi de büyük önem taşıyor.

Trafik kazasında yaralanan, kalp krizi geçiren ya da zehirlenen bir kişiyi hayata döndürmek çoğu zaman saniyelerin rol oynadığı bir süreçtir. Örneğin, ana damarlardaki bir kanama, insanı 5-6 dakika içinde öldürebiliyor. Duran bir kalbi 3-4 dakika içinde yeniden çalıştırmak için mutlaka müdahale edilmesi gerekiyor. Bu süre geçtiği takdirde, oksijensiz kalan beyinde çok ciddi ve geri dönüşümü çok zor zararlar oluşuyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, günümüzde kalp krizi geçiren kişilerin, ne yazık ki sadece yüzde 50'si hastaneye canlı olarak yetiştirilebiliyor. Kısacası, hayatta kalma savaşından galip çıkmak büyük ölçüde ilk müdahalenin hızla yapılmasına bağlı. Yine Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamış olduğu rakamlara göre, ölümcül bir rahatsızlığı olan kişi, eğer 5 dakika içinde hastaneye yetiştirilirse, yüzde 70 oranında kurtarılabiliyor. Bu oran 25 dakika içinde yüzde 50'ye, bir saat içinde ise ne yazık ki sıfıra düşüyor. Bunun için bizler, olayın ya da kazanın oluşumunu izleyen ilk dakikaları "altın saatler" olarak tanımlıyoruz. Çünkü, bu saatler içinde müdahale edildiği takdirde, beyin, kalp, akciğerler müdahaleden önce ya da sonra kendi çalışma ritimlerine dönebiliyorlar. Böylelikle bir hayat daha ellerimizde tekrar can buluyor.

Gelişmiş tıbbi cihazlarla donanmış acil ünitemiz ile uzman sağlık kadromuz hızlı ve etkin müdahale gerektiren hastalara yaşam güvencesi sağlamaktadır. Yılın 365 günü, 24 saat hizmet sunan Doğan Hastanesi Acil Ünitesi; yeniden canlandırma odası, acil müdahale odası, acil poliklinik odaları, 6 yataklı acil müşahede odası olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır. Acil polikliniğimizde travma ve kaza cerrahisi, yanıkların ve yaralanmaların acil müdahaleleri yapılmaktadır.

Ambulans hizmetimiz ve uzman kadromuz 24 saat hizmet vermektedir.

 
Çocuğunuz Duyuyor Mu?

ÇOCUĞUNUZDAKİ İŞİTME KAYBININ BELİRTİLERİ

1-Gebelik Döneminde

  • Anne Kızıl Soğuk Algınlığı veya viral enfeksiyon geçirmişse,
  • Anne alkollü içecekler kullanmışsa,
  • Ailede genetik olarak kalıcı işitme kaybı hikayesi varsa.

2-Yenidoğanda (10-28 günlük)

  • 1500 gr. Altında bebek kilosu,
  • Yüzde anormal görünüm,
  • Doğuştan sarılık olması,
  • 1 haftadan fazla yoğun bakım ünitesinde kalması,
  • Damardan ilaç alması,
  • Menenjit geçirmiş olması,

3-Bebek (28 günlükten-2 yaşına kadar )

  • Kulaktan kan gelsin ya da gelmesin kafa kırığı geçirmiş olması,
  • Tekrar edici kulak iltihaplanması geçirmiş olması,
  • Nörolojik bozuklukları olması.

Yukarıdaki belirtileri gözlemliyorsanız;

1- Yenidoğan (0-6 ay)

  • Beklenmedik yüksek sese ağlayarak tepki vermez,
  • Gürültüde uyanmaz,
  • Sesleri taklit edemez,
  • Kafasını sizin sesinizin geldiği yöne çevirmeyip alakadar olmaz.

2- (6-12 aylık bebek)

  • Sorulduğu zaman tanıdık bir kimseyi veya nesneyi gösteremez,
  • Sesleri çıkarmada güçlük çeker,
  • 12 aylıkken el salla gibi basit ifadeleri anlamaz.

3- (3 aylık-2 yas bebek)

  • Yumuşak bir sesin geldiği ilk çağırışta bakmaz
  • Çevredeki seslere tepkisiz kalır
  • Size cevap vermez
  • Sesin yönünü belirleyemez
  • Basit kelimeleri(anne- baba) kullanamaz
  • TV yi normal sesle dinleyemez
  • Anlamada ve konuşmada gelişme gösteremez
  • Eğer bu belirtilerden birini veya daha fazlasını gözlemlediyseniz çocuğunuzda mutlaka işitme kaybı olabilir.Bu durumda çocuğunuza mutlaka bir kulak muayenesi ve işitme testi yaptırmalısınız.Doğumdan hemen sonra dahil her yaşta işitme testi yaptırabilirsiniz.
  • Her çocuğa mutlaka okula başlamadan önce işitme testi yaptırmalısınız.
 
Şok Diyetlerden Uzak Durun

Kışın tüketilen yiyeceklerdeki yağ ve kalori miktarının artması ve günlük aktivitelerin azalması, kilo alınımının artmasını kaçınılmaz kılıyor. Kışın gizlenen bu kiloları vermenin zamanı geldiğinde ise genellikle en kolay yöntem olarak seçilen 'şok diyetler' vücut üzerinde ciddi tahribata yol açıyor.

Kilo vermeye karar verdiğinizde ilk önce kendinize sormanız gereken soru "Tartıda kaç kilo olduğum mu önemli? Yoksa olmam gereken ağırlıkta, sağlıklı yağ yüzdesini koruyabilen bir vücuda sahip olmak mı önemli?" Çünkü bu tür çok düşük kalorili, kısa sürede fazla kilo kayıplarına sebep olan diyetlerde kayıplar yağdan değil, su ve kastan olmaktadır. Ayrıca bu diyetler ile metabolizma hızı yavaşlarken, verilen kilolar hızla geri alınabilmekte ve daha sonrasında yapılan diyetler de kilo vermek daha da zorlaşmaktadır.

Diyet, alışkanlık haline getirilmemelidir. Diyeti alışkanlık haline getirenler hiçbir zaman istedikleri kiloya inemeyeceklerdir. Katı bir diyet hayatta bir kez ve bir uzman gözetiminde yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu tür şok diyetleri uygulayan kişilerde; sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, anemi, yorgunluk, baş dönmeleri, bulantı ve kusma problemleri görülebilmektedir.

Diyete başlayacak kişi mutlaka bunu istemeli ve kendisini hazırlamalı. Kilo problemi için kalıcı bir çözüm istiyor ise mutlaka bir diyetisyen tarafından, kişinin beslenme öyküsü, yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizi incelenerek, alternatifler içeren dengeli ve yeterli bir beslenme programı hazırlanmalıdır. Metabolizmasını hızlandırmak için mutlaka günde 2,5 – 3 litre su içmeli ve kaliteli protein tüketmelidir. Kaliteli protein ihtiyacının karşılanması içinse haftada iki kez yumurta, iki – üç defa balık, kırmızı et veya tavuk yemek gerekmektedir.

Beslenme şekli, en yoğun öğün sabah kahvaltısı olacak şekilde düzenlenmelidir. Bir günde üç esas öğün ve üç ara öğün yemek zayıflamayı olumlu yönde etkilemektedir. İnsan hayatında sadece bir kez ve doğru diyet yapmalıdır. Oysa günümüzde kilosundan şikayetçi olan hemen herkes çevresinden duyduğu, bir ünlünün uyguladığı, gazete eklerindeki şok diyetleri defalarca deneyerek, metabolizmalarını bozmaktadırlar. Diyet yapıp metabolizmasını bozmuş bir kişinin, vücudunun vitamin-mineral dengesini bozduğu için, zayıflaması çok zor olacaktır. Bu noktada ısrarcı olmak yerine, bir süre diyet yapmayı bırakıp, bütün besin gruplarından dengeli yiyecek şekilde beslenilmesi gerekmektedir. Bu sayede vücudun eksikleri yerine konulur  ve daha sonra yeniden sağlıklı bir diyet programı sürdürülebilir.

Kişinin kilo vermesinde en büyük etken metabolizmayı yormamak ve aktif tutmaktır. Diyet öncesinde sağlık kriterleri mutlaka saptanmalıdır. Kişinin kan tahlillerine göre; Demir eksikliği var mı? Guatr problemi bulunuyor mu? Protein eksikliği var mı? İnsülin salgı durumu araştırılarak metabolizmayı aktif tutacak şekilde bir diyet uygulanmalıdır.  Böylelikle uygulanacak diyet programı ile kişinin ayda 4 – 6 kg. vermesi sağlıklıdır. Bu kilo oranı kişinin vermesi gereken kilo oranına göre değişir. Örneğin, 10 kg. fazlası olan bir kişiye ayda 4 kg. , 30 kg. fazlası olan bir kişiye ayda 6 kg. verdirilebilir.

Örnek Diyet

1.besin grubu - Süt, yoğurt

2. besin grub - Et, peynir,yumurta,tavuk

3. besin grubu - Ekmek,çorba, pilav, makarna

4. besin grubu - Sebze yemekleri

5. besin grubu - Meyve

6. besin grubu - Yağ

7. besin grubu - Şeker( Yasak)

Dengeli bir diyette bu besin gruplarından mutlaka ihtiyacınız olduğu kadar almalısınız.

Sabah - Şekersiz çay , peynir ekmek

Kuşluk - Meyve

Öğle - Sebze yemeği, yoğurt

İkindi - Galeta

Akşam - Et, salata

Yatmadan - Meyve

Bu tür diyette miktar ayarlaması kişiye göre diyetisyen yardımı ile yapılmalıdır. Bu konu ile sorularınızı diyetisyenimiz Enime Sezen ile paylaşabilirsiniz.

 
Bakımlı Tırnaklar İçin Birkaç Öneri

Tırnaklar; parmak uçlarını koruyan, tutmayı ve zarif el işlerine olanak sağlayan bir deri ekidir. Tırnak kökündeki deriden gelişen sert boynuzsu yapı olan tırnak plağı, elde 3-4 ay, ayakta ise 6-8 ayda uca doğru uzamaktadır. Doğan Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanlarından Uz.Dr.Cevat YEGANİ; pek de önem vermediğimiz tırnaklarımızın bize bazı uyarılar gönderdiğini ve bu nedenle onlara iyi bakmamız gerektiğini belirtmekte.

Hastalar en çok tırnaklarının çabuk kırılmasından şikayet ediyor bunun en önemli sebebinin ise suda fazla beklemiş olan tırnağın keratin tabakasının incelmiş olmasıdır. Tırnaklarda oluşan dikey çizgilerin ise birçok sebebi olabilir; bunun nedeninin sedef hastalığı olabileceği gibi egzama hastalığında da böyle bir görüntü bozukluğuna rastlanmaktadır. Hastaların önemsemediği bir başka durum ise tırnakların sararmasıdır. Bu aslında ciddi bir mantar enfeksiyonu ya da lenf dolaşımı hastalıklarında görülen bir fiziksel bozukluktur ve ciddiye alınması gerekmektedir. Tırnak sararması bu gibi önemli hastalıkların habercisi olabileceği gibi çok sık oje sürüp çıkartmanın da tırnakları sarartabileceğini unutulmamalıdır.

Tırnakların hızlı uzamasını isteyen bayanlara önerebileceğim en önemli yol yeterince protein,mineral ve vitamin almalarıdır. Tırnak yemenin de önüne geçmek gerekir . Günlük strese bağlı olarak tırnak yeme alışkanlığı tırnak deformasyonuna neden olmakta bu da kişilerin psikolojisini etkilemektedir. Eczanelerde rahatça bulunabilecek acı ojeleri sürmek gibi basit yöntemler ile bu alışkanlık terk edilmez ise psikiyatrik destek almaları gerekebilir.

Manikür yaptırmak artık kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de bir ihtiyaç haline geldi. Tırnak etlerini aldırmanın doğru veya yanlış olacağı konusunda net bir şey söylemek yanlış olacaktır. Fakat sert yapılan manikürün hem tırnağa hem de tırnak etlerine zarar erdiği de tartışma götürmez bir gerçektir. Bu sebeple manikürün doğru yerde ve doğru kişilerle yaptırılması gerekmektedir.

Tırnak sağlığınızı korumak için bunlara dikkat edin!

  • Sık sık tırnak dövmesi yaptırmaktan ve her gün oje tazelemekten kaçının çünkü oje çıkartıcılar tırnağınıza zarar vermekte bir süre sonra tırnağın rengi değişmektedir.
  • Tırnağınızdaki şekil ve renk değişikliklerini ciddiye alın. Bu konuyu muhakkak bir uzmanla paylaşın.
  • Tırnağınızı uzun süre güçlü deterjanlar ve çözücü maddeler ile temas ettirmeyin.
  • Sık sık gereksiz yere ellerinizi yıkamayın.
  • Manikür yaptırırken seçici olun bu işlemi dezenfeksiyona gerçekten önem verilen ve doğru işlem yapabilecek yerlerde yaptırın.
  • Cildinize uygun nemlendirircileri düzenli olarak kullanın.

Bakımlı Tırnaklar İçin Birkaç Pratik Öneri

  • Plastik eldiven kullanmadan bulaşık yıkamayın
  • Tırnaklarınızı başka bir obje ile bastırmayın
  • Tırnaklarınızı fazla uzatmayın, hem görünüş olarak hoş olmaz hem de çabuk kırılır.
  • Aseton kullanımını minimuma indirin.
  • Tırnaklarınızı bir "alet" gibi kullanmayın.
  • Haftada 1-2 gün oje sürmeyerek tırnaklarınızı havalandırın
  • Bulunduğunuz ortanım nemlilik oranına göre nemlendirici kullanın
  • Takma tırnak kullanıyorsanız ara sıra tırnaklarınızı serbest bırakmalınız
  • Tırnak törpüleme işlemini en aza indirin ve metal törpü kullanmayın
  • E vitamini içeren nemlendiriciler kullanın

Doğan Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanı Cevat YEGANİ

 

 
Ultrasonda 4. Boyut

  • 4D ultrasonun normal ultrasondan farkı var mıdır?

4D ultrason norm ultrasondan farklıdır. 3 Boyutlu ultrason : 2 boyutlu ultrason ile elde edilen görüntülerin bilgisayarda işlenerek yatay-dikey-koronal planda birleştirilerek hacim biçiminde görüntü alınabilmesidir. Şayet 3 boyutlu görüntü televizyon görüntüsü gibi real time olarak canlı elde edilmesiyle 4 boyutlu ultrason görüntüsü elde edilir.

  • 4D ultrasonografinin fetus üzerinde her hangi bir zararı söz konusu mudur?

Bugünkü bilgilerimizle gebelikte gerekli durumlarda uygulanan ultrason nin fetus ve anne adayı için zararlı olabileceği yönünde yeterli bir bilimsel kanıt olmadığını söyleyebiliriz.

  • Hangi aydan itibaren 4D ultrasona girilebilir?

Gebeliğin 20. haftasından itibaren 4D ultrason ile bakılabilir.

  • Gebeliğinin 20. haftasında olan tüm gebeler 4D ultrasona girebilir mi? Yani bunun için gebenin fiziksel bir şartı karşılaması gerekiyor mu?

Her sağlıklı gebe 4D ultrason ile muayene edilebilir.

5- 4D ultrason sadece gebelikte mi kullanılır mı?

4 boyutlu ultrasonu sadece gebelikte değil, jinekolojik hastalıkların tespitinde de kullanabiliriz. Bunları özetleyecek olursak;

a) Rahimin doğumsal anomalilerinin tespitinde

b) Endometrium ve uterin kavite incelemesinde

c) Dış gebelik, özellikle ( kornael )

d) Yumurtalık lezyonlarının orjininin ayrımında

e) Yumurtalık tüplerindeki tıkanıklık ve PCO gibi kısırlık hastalarının değerlendirilmesinde

f) Myom ameliyatı planlanan hastalarda myomların haritalanmasında

g) İntrauterin araç lokalizasyonu ve tiplendirilmesinde

  • Gebeliğin 20. haftasında girilen ultrasonografi ile aile hangi sorularına cevap bulabiliyor?

Gebelikte özellikle yüz yarıkları olmak üzere yüz anomalilerinin tanısında ilave yararlı bilgiler verir.İskelet sistemi, kalp ve normal tüp defektlerinde de 4 boyutlu ultrason nin yararları mevcuttur. Yine annenin bebeğinin gerçeğe yakın olan resmini görmesi, anne ile bebek arasındaki duygusal bağı pekiştirmesi açısından çok önemlidir.

  • Gebelikte yapılan rutin ultrason kontrolleri de 4D ile yapılabilir mi?

Rutin ultrason kontrollerinin 2 boyutlu ultrason ile yapılması yeterlidir. Ama rutin kontrollerin 4D ultrason ile yapılmasında sakınca yoktur.

  • 4D ultrasondaki ilk görüntülere bebeğin ilk fotoğrafı diyebilir miyiz?
Kesinlikle bebeğin ilk fotoğrafıdır. Bu nedenle aileler için oldukça önemlidir. Az öncede bahsettiğimiz gibi bebekle anne arasında bağ kurulmasında oldukça etkilidir.