dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri


Ağustos 2009

. Sağlıklı Ramazanlar
. Doğan Hastanesi Balon Sinusoplasti Tekniği
. 20 Gramlık Tiroid Hastalanıyor, Hayatın Dengesi Değişiyor.
. Tatil dönüşü depresyona dikkat

SAĞLIKLI RAMAZANLAR

Ramazan ayında birçok kişi uzun süren açlığın ardından aşırı bir biçimde yemek yediği için hem kilo alıyor hem de ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Mide asidinin yemek borusuna kaçması, ülser, kabızlık gibi problemler, Ramazan ayında artıyor.

YANLIŞ BESLENMEYE DİKKAT!...
Ramazan ayında yanlış beslenme alışkanlıkları yüzünden sağlıklı insanların bile ciddi problemler yaşamaktadır. Diyabet, kalp, yüksek tansiyon, ülser ve kronik böbrek hastalarının oruç tutmalarının sağlık açısından uygun değildir.Düzenli ilaç kullanması gereken, yeni ameliyat geçirenlere, çocuk emziren ve hamile olan kadınlara da oruç tutmaları önerilmemektedir.
Ramazan ayında yaşanan sağlık sorunları uzun süren açlığın ardından aşırı yemek yemeyle bağlantılı. Normalde hafif olan bir hastalıkla ilgili şikayet Ramazan ayındaki dengesiz beslenmeye bağlı olarak ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Bulantı, kusma, midede ekşime, ağıza acı su gelmesi, göğüs kemiği arkasında yanma hissi, karın ağrıları, dışkılama bozuklukları gibi şikayetleri olanların bir gastroenteroloji uzmanına başvurmaları gerekiyor. Bu sıkıntıları çekenler, uygun tetkiklerden sonra mutlaka tedavilerini sürdürmelidirler.
REFLÜ'DE ARTIŞ!
Ramazan ayında artan sağlık sorunlarından biri de Reflü adı verilen mide asitinin yemek borusuna geriye kaçması. Bu tür bir rahatsızlık çekenlerin az yemesi ve yemekten sonra yatmamaları gerekiyor.
Reflüsü olan hastaların sigara, aşırı çikolata, kahve tüketimi ve aşırı yağlı yiyeceklerden sakınmaları gerekmektedir.Limon ve portakal suyu gibi yemek borusunu tahriş edebilecek içeceklerden de uzak durulmalıdır.
Kabızlık sorunu olanların oruç dışı zamanlarda kepekli yiyecekler yemeleri, bol sıvı almaları, sebze meyve ağırlıklı beslenmeleri ve tuvalet zamanlarını değiştirmemeleri gerekiyor.
İFTARİYELİKLERİN MİKTARINI AZALTIN.
İftarda, özellikle iftariye adı altında yenen şarküteri ağırlıklı ürünler, hamur işi yiyecekler, pide ve tatlılar yüksek kalorili olmaları nedeniyle oruç tutanlarda kilo artışına neden oluyor. Kilo artışına bağlı olarak kan yağlarında ve tansiyonda artış olduğuna dikkat çekiliyor. İftarda yavaş ve az miktarda yeyip, bir kaç saat sonra ara öğün gibi takviye olabilir. Hem sağlık hem de ekonomik gözle bakılırsa iftariyelerin çeşidini ve miktarını kesmek gerekir. Fazla yediklerinizi yakmak için tok karnına yürüyüş yapmanın koşmanın, halı sahada top oynamanın spor salonlarında aşırı efor harcamanın sakıncalı olduğunu da unutmayın!İftardan sonra ve sahurdan sonra açığı kapatma amacıyla fazla ve sık aralıklarla içilen sigara ise kandaki oksijen oranını düşürür, dolu olan midenin hızlandırdığı sindirim işlemi sırasında da oksijen harcandığı için, sigaranın zararı bir kat daha artar.
ŞEKER HASTALARI VE ORUÇ!
Genellikle diyabet hastalarına oruç önerilmemektedir. Ancak çok dengeli seyreden, insülin kullanmayan şeker hastalarıyla, günde tek doz tansiyon ilacı yeterli olan ve de ayrıca “oruç tutmazsam ruhsal sağlığım bozuluyor” diyen hastaların doktorlarına danışarak oruç tutabilirler. Ancak, rahatsızlığı olanların şeker ve tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve diyetlerini bozmamaları gerekiyor. Grip, zatürre, yüksek ateş, ishal yani mevsimlere göre ani başlayan rahatsızlığı olanlarından hiç olmazsa hastalık günlerinde tutmamaları uygundur.
Oruç ayı bir bakıma insan sağlığı yönünden vücudun belli bir disipline girmesi anlamına geliyor. Önceden aşırı alkol alıp, bir ay süre ile almayan kişiler, önemli bir rahatlık yaşıyorlar. Yine aşırı sigara içip bir ay süreyle azaltanlar vücutlarında hissettikleri zindelikten sonra bu alışkanlıklarından vazgeçebiliyor.”

İDEAL BESLENMENİN ABC’Sİ
Ramazan ayında yemek saatlerinin değişmesine rağmen dengeli ve yeterli beslenmek mümkün. Oruç tutan kişilerin de her besin gurubundan (et,süt,tahıl,sebze, meyve, yağ ve şeker) gereksinimleri kadar tüketmeleri gerektiği hatırlatılıyor.
Oruç tutan kişiler Ramazan ayında en az 12 saat veya daha fazla açlık ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu açlık süresi içinde kan şekeri düşüyor. İftarda birden fazla miktarda yemek yenildiğinde kan şekeri yükseliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlıyor ve daha düşük değerlere ulaşıyor. Bu nedenle az ve sık beslenme ilkesi iftar sonrasında da uygulanmalı ve kişiler mutlaka hafif bir sahur yemeği yiyerek oruç tutmalıdır. İftarda çorba, hafif bir et yemeği, yoğurt, salata ve 1-2 dilim ekmek yenilebilir. Saat 19.00 gibi 1-2 porsiyon meyve, 21.00 gibi 1 porsiyon sebze yemeği ve yoğurt veya süt, 23.00 gibi 1 porsiyon meyve, sahurda da peynir ekmek ve zeytin domates salatalıktan oluşan bir kahvaltı tercih edilmelidir. Tabii hamur tatlıları yerine sütlü ve meyve tatlıları tercih edilmeli, kızartılmış kavrulmuş besinler ve yağlı gıdalar tüketilmemelidir. Yemekler iyi çiğnenmeli, bol su içilmeli ve posalı besinler bol tüketilmelidir.

KİLO KONTROLÜ
Oruç tutan kişilerde uzun süreli açlığa bağlı olarak kişilerin bazal metabolizma hızı azalıyor. Buna bağlı olarak da kilo alımı daha rahat hale geliyor. Kilo kontrolünü sağlamak için bol bol egzersiz yapılması, az ve sık beslenilmesi gerekmektedir.

 

DOĞAN HASTANESİNDE BALON SİNÜSOPLASTİ TEKNİĞİ

Sinüslerin iltihabı anlamına gelen Sinüzit Türkiyede her yıl yaklaşık 16 milyon insanı etkileyen yaygın bir problemidir.
Romatizma ve yüksek tansiyondan daha fazla görülmektedir, Şeker hastalığından ve kalp yetmezliğinden daha fazla hayat kalitesini bozmaktadır. O kadar ki; yaşam kalitesini fiziksel ve fonksiyonel açıdan bozmakla kalmaz, psikolojik olarak ta insanları etkileyen ciddi bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Ülke ekonomisi açısından da sinüzit tedavisine harcanan para ciddi rakamlara çıkabilmektedir. Örneğin; Amerikada yapılmış bir çalışmada her yıl 8 milyar doların üstünde ilaç maliyeti ile karşılaşılmıştır. Ülkemizde de çok farklı değildir.
Sinüzit sebebi sinüs deliklerinin tıkanmasıdır.Bu tıkalı delikler açıldığı zaman sinüzit de iyileşir. Tıkalı delikler üç türlü açılabilir.
a) İlaç tedavisi ile
b) Fonksiyonel endoskobik sinüs cerrahisi ile
c) Balon kateter yardımı ile
İlaç tedavisi erken dönemde oldukça etkilidir. Israrlı ilaç tedavisine cevap vermeyen ve kronikleşmiş sinüzitlerde ameliyat gerekebilir. Ameliyattaki amaç; tıkalı olan sinüs yollarını açmaktır. Böylelikle sinüslerin havalanması sağlanmış olur. Havalanan sinüste enfeksiyon geriler ve kaybolur. Bu işlemi endoskopik sinüs cerrahisi ile yapabildiğimiz gibi balon sinüsoplasti tekniği ile de yapabilmekteyiz.
BALON SİNÜSOPLASTİ NEDİR ?
Daralmış olan sinüs deliklerini BALON KATETER yardımı ile açma işlemidir. Mantık tıkalı kalp damarlarınıı açmada kullanılan ANJİOPLASTİ ile aynıdır.
BALON SİNÜSOPLASTİNİN AVANTAJLARI NELERDİR ?
Burun içini döşeyen dokunun bir çok görevi vardır. Soluduğumuz havayı ısıtır,nemlendirir, süzer.vs. Burun içine yapılan tüm cerrahilerde az veya çok bu dokulara zarar verilebilir. Dokulara zarar vermeden sinüs ağzını nasıl açabiliriz fikrinden balon sinüsoplasti tekniği doğmuştur. Bu teknikte bir kateter yardımı ile sorunlu olan sinüs ağzına bir balon yerleştirilir. Daha sonra balonu serum ile şişirilir.
-Burunda herhangi bir kesi olmadığı için kanama olmaz
-Hemen ertesi gün normal günlük yaşama dönülebilir.
-İşlemden sonra tampon gerekmez.
-Şişen blon tıkalı olan sinüz ağzını genişletir.
BALON SİNÜSOPLASTİ SONRASI İYİLEŞME NE KADAR SÜRER ?
Balon sinüsoplasti minimal invazif bir yöntemdir.Hastahanede yapılmasına rağmen gecelemeyi gerektirmez.Hastadan hastaya değişmekle beraber aynı gün normal aktivitelere başlanabilir.
BALON SİNÜSOPLASTİ TEKNİĞİNİ KİM YAPABİLİR?
Bu tekniği ancak eğitimini almış bir KBB uzmanı yapabilir. Rutin her yerde yapılan bir müdahale değildir.

 
20 GRAMLIK TİROİD HASTALANIYOR,HAYATIN DENGESİ DEĞİŞİYOR.

Son yıllarda toplumumuzda tiroid bezi sık sık konuşuluyor. Bu hastalığın araştırılması için daha çok insan doktora gidiyor. Zaman zaman bu durumun gereğinden fazla abartıldığı iddia edilse de, tiroid bezi fonksiyonları vücudumuz açısından büyük önem taşıyor. Boynumuzun ön bölümünde yer alan, yaklaşık 20 gram ağırlığındaki tiroid bezi, küçük ama vücuttaki rolü büyük bir organdır.

Tiroid bezinde yapılan tiroid hormonlarının vücuttaki diğer bütün sistemler üzerine etkili olduğunu, tiroid hormonlarındaki en ufak dengesizliğin diğer organ ve sistemlerin de çalışmasını olumsuz etkilediğini belirtiliyor.Üstelik tiroid hormonlarının bu etkileri hayatımızın sadece bir bölümünde değil, anne karnındaki hayatla beraber başlamakta ve ölene kadar sürmektedir.

Tiroid fonksiyonları bebeklik, çocukluk, ergenlik, gebelik, lohusalık, yaşlılık gibi fizyolojik dönemlerde bu dönemlerin gereğine uygun değişimler göstermektedir. Tiroid dışı hastalık durumlarında ise kimi zaman vücudu koruyucu pozisyon almakta, kimi zamansa problem haline dönüşmektedir. Görülüyor ki tiroidi önemsemek popülarite değil gereklilik olmaktadır.

Tiroid bezi anne karnındaki dönemden başlayarak hayat boyunca tiroid hormonu (T3, T4) salgılar. Bu düzenin sağlanmasında hipofizden salgılanan TSH’ın da varlığı gerekir. Bu nedenle bu hormonların yapım aşamasının herhangi bir bölümündeki bozukluk tiroid hastalığına yol açar.

TiroidHastalıklarıNelerdir?

Tiroidin büyümesine ‘Guatr’ denir. Guatr basit guatr, nodüllü guatr, nodülsüz guatr gibi değişik gruplara ayrılır. Bir de tiroid bezindeki büyümenin değişkenlik gösterdiği, ‘immun sistem’ deki problemlerden kaynaklanan otoimmun (vücudun tiroide karşı gösterdiği reaksiyon sonucu oluşan) tiroid hastalıkları (Hashimoto hastalığı, Basedow-Graves Hastalığı vardır. Tüm bu tablolar tiroidin çalışmasını bozarak hipertiroidi (çok çalışması) ya da hipotiroidiye (az çalışması) yol açabilir.

Hipertiroidi Ve Hipotiroidi Nasıl Anlaşılır?

Tiroid az çalıştığında (hipotiroidi):
Halsizlik
Güçsüzlük
Saç dökülmesi
Cilt kuruluğu
Kabızlık
İsteksizlik
Mutsuzluk
Kilo artışı, şişkinlik
Adet düzensizliği, adet olamama
Tesadüfen yapılan kan testlerinde ciddi kolesterol yüksekliği saptandığında hipotiroidi akla getirilmelidir.
 

Tiroid çok çalıştığında (hipertiroidi) ise şunlar oluyor:
Çarpıntı
Terleme
Sinirlilik
Huzursuzluk
Kilo kaybı
Ellerde titreme
Saç dökülmesi, saçda incelme
Geçmeyen ishal
Gözlerde büyüme
Adet düzensizliği, adet olamama
TiroidHastalığınınTanısıİçinNeYapılmalı?

Hastalar bazen boyunlarında şişlik fark ederek bazen de yukarıdaki yakınmalarla hekime giderler. Tanı amacıyla önce tiroid hekim tarafında elle muayene edilir. Daha sonra kan tetkiki istenerek T3, T4, TSH, gerekirse tiroid otoantikorları istenir. Ayrıca sintigrafi ve ultrasonografi de hekimin gerekli görmesi durumunda istenebilir.

KimlerTiroidHastalığıAçısındanRiskAltındadır?

Tiroid hastalıkları ülkemizde sık görülmektedir. Özellikle daha önceleri iyot eksikliğinin yaygın olması nedeniyle guatr oldukça sık görülmektedir. Ailesinde tiroid problemi olanlar, başka bir otoimmun hastalığı olanlar, bazı ilaçları kullananlar, boyun bölgesine radyoterapi uygulanmış olanlar, nükleer kazalara maruz kalmış olanlar, yoğun bakımda yatan hastalar diğer insanlara göre daha fazla risk altındadır. Gebelik ve lohusalıkda da tiroid hastalığı olasılığı artar.

TiroidNodülüTehlikeliMidir?

Nodüler guatr sık görülmektedir. Nodül tiroid içinde büyümüş alanlardır. Boyut ve sayıları değişik olabilir. Nodüller büyüyebilir, çok çalışır hale geçebilir ve yüzde 5 oranında da kanserleşebilir. Bu nedenle takibi gerekir. Hekim gerekli gördüğünde nodülden iğne biyopsisi ister ve tedaviyi biyopsi sonucuna göre yönlendirir.

TiroidTedavisindeFarklıSeçeneklerVar?

Tiroid hastalıklarının tedavi şekilleri değişiktir. Bir kısmı sadece ilaçla tedavi edilirken, bir kısmında cerrahi yöntem uygulanır. Hangi tedaviye karar verileceği hastaya ve hastalığının tipine göre karar verilir. İlaç tedavisi kararı verilen hastalarda da bu tedavinin süresi, ilacın dozu, hastaya ve hastalığın seyrine göre ayarlanır.

Tiroid bezi tamamen alındıysa hastanın ameliyat sonrasında ilaç(tiroid hormonu) kullanması gerekir. Tiroidin bazı hastalıkları tiroidin tamamen çıkarılmasını gerektirdiği için sonrasında ömür boyu tiroid hormonu alınması hastayı tedirgin etmemelidir. Tiroid hastalıklarında bir diğer tedavi seçeneği de radyoaktif iyottur. Bu tedavinin kararı tiroid hastalığının tipine, hastanın bazı özelliklerine göre verilir.

Tiroid hastasında ameliyat düşünülmüyorsa, hekim tarafından belirlenen aralıklarla hasta izlenir. Bu izlem sırasında tiroid hormonları, tiroid ultrasonografisi ile kontroller yapılır, gerektiğinde nodüllere yönelik biyopsi yapılır. Tiroid nodülü olan ya da  büyük guatrı olan her hasta ameliyat edilecek anlamına gelmez. Ancak nodüllerin takibi sırasında ameliyat gerekliliği ortaya çıkmışsa da ameliyattan çekinilmemelidir.

 
TATİL DÖNÜŞÜ DEPRESYONA DİKKAT

14 günlük tatilden sonra işbaşı ve dersbaşı yapacakları muhtemel depresyona karşı uyaralım...
Kişinin normalde yapamadığı birçok aktiviteyi tatil zamanlarında gerçekleştirerek hayatını değişime soktuğuna dikkat çeken uzmanlar, mesainin başlamasıyla birlikte uyum zorluğu yaşanacağını belirtiyor.
Bu durum, ‘tatil sonrası depresyonu’ olarak tanımlanıyor. Hafta sonu tatilinden sonra bile insanların pazartesi sendromu yaşamaktadır. “İki günlük tatil dahi kişilerde adaptasyon zorluğu yaratıyor. Bir haftalık tatillerde konsantre daha da zorlaşıyor.” Herkesin bu depresyonu farklı şiddetlerde yaşayacaktır.“İşine bağlı olanlar için çok şiddetli bir depresyon söz konusu değil. Tatil öncesi de işle ilgili birtakım problemler yaşayan insanlar bu ortamdan uzaklaştığı için sorunları kısa süreli de olsa unutuyor. Ama mutlu geçen 9 günlük tatilden sonra sıkıldığı aynı mekana geri dönmek kişi için işkence niteliği taşıyor. Bu durumda işini sevmeyenler depresyonu çok şiddetli bir şekilde yaşıyorlar.”
Sıkıntı yaratan olayların üzerine gidilmesi gerekir. “Depresyonu yenilgi olarak görmememiz gerekiyor. Bu durum kişi için var olan sorunları sorgulama açısından bir fırsat olabilir. İnsanların işle ilgili bir problemleri varsa bunu halletmenin yolları bulunmalı.” İnsanların işle ilgili çok farklı problemler yaşadığını, herkesin yaşadığı problemin nedenini belirlemesi gerekir. Eğer patronunuzla aranızda bir problem varsa konuşarak meseleyi halletmeye çalışın. İşinizi sevmiyorsanız ya başka bir iş yapmaya çalışın ya da işinizin güzel yönlerini görüp alışmaya çalışın. Kendinizi yıpratmayın.
Bazı ev hanımları tatilde çok hoşlandığı şeyler yaptığı için tekrar rutin hayatına döndüğü zaman sıkıntı yaşayabilir. Bu durumdan kurtulmak için günlük rutin işlerinin arasına kendisini rahatlatıcı şeyler koyabilir.
Depresyonun bir nedeni de planlanıldığı gibi geçmeyen tatiller. Kişide zamanının boşa geçtiği hissini veriyor. Bu durumda en yakın hafta sonu tatili titiz bir şekilde planlanmalı.
Tatillerde sadece başkalarının istediği işleri yapmayın. Kendisini rahatlatmayan insanın çevredeki insanlara yararı olmaz.
Bazı insanlar tatil haklarının hepsini aynı zamanda kullanıyor. İnsan bir robot değil. Rahatlamaya ihtiyacı var. Çalışanlar tatil haklarını sene içine böldüğü zaman ruh sağlığı açısından daha iyi olur.