dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri


Ekim 2007

. Çocuklarda Ayakkabı Seçimi
. Yüksek Tansiyon, Yüksek Risk!
. Sonbaharın Büyük Tehdidi KOAH


Çocuklarda Ayakkabı Seçimi

Yeni yürümeye başlayan çocuklara ayakkabı giydirmemek çocuğun ayak sağlığı için çok faydalıdır. Tabanı olan ayakkabıların erken giydirilmesi ayak kaslarının gelişmesini engeller. Taban çukurunu oluşturacak kaslar bebek ayağa kalkıp yürümeye başladıktan sonra gelişmektedir. Ayakta durma ve yürüme ayak ve bacak kaslarının çalışmasını sağlayarak onları kuvvetlendirir. Özellikle 2 yaşına kadar evde çocuğun çıplak ayakla bırakılması sağlanmalıdır.

Çocuğa erken ayakkabı, bilhassa sert tabanlı ayakkabı giydirmek, ayak kaslarının gelişmesini engelleyerek düz tabanlığın oluşmasını kolaylaştırır. İlk 1 yaşta ayak tabanı çukurunun tam gelişmemesi dolayısıyla düz tabanlık normal olarak kabul edilir.

 

 

Ayakkabı alırken nelere dikkat etmek gerekir;

  • Çocuğun evin dışında yürümeye başladığı zamanlarda seçilecek ayakkabının tabanı yarı yumuşak olmalıdır,
  • Ayakkabının ölçü seçimi yapılırken çocuk ayakta durmalı, ayak baş parmağının ucu ile ayakkabının burnu arasında yaklaşık 1 cm boşluk olmalıdır,
  • Çocuğun ayakları aylar içinde hızla büyüdüğünden 3-4 ayda bir ayak-ayakkabı oranı tekrar değerlendirilmelidir,
  • Ayakkabı tercihini, botların çocuk bileğini daha iyi kavrayacağı düşünülürse bottan yana kullanmak daha uygun olacaktır.
 
Yüksek Tansiyon, Yüksek Risk!

Türk Kardiyoloji Derneği tarafından yapılan sağlık taramaları sonucunda ülkemizde 11 milyon hipertansiyon hastası olduğu tespit edilmiştir. Bu hastaların 6 milyonu erkek iken 5 milyonu kadındır.

Hipertansiyon hastalığı oldukça sinsi seyreden ve şikayet bulgusu neredeyse olmayan bir hastalıktır. Hipertansiyon hayati organlar üzerinde telafisi çok zor ve hatta geri dönülemez tahribatlar yaratmaktadır. Bu hastalıklar içerisinde koroner kalp hastalıkları (kalp krizi enfaktüsü) kalp yetmezliği, felç, böbrek yetmezliği ve tansiyona bağlı körlük ilk sırayı almaktadır.

Yapılan bilimsel araştırmalara göre hipertansiyonun 30 -40'lı yaşlarda görülme oranı yüzde 20; 50 -60'lı yaşlardaki yetişkinlerde yüzde 50; 60'lı yaşların üzerindeki her üç erişkin insanın birinde hipertansiyon görülmektedir.

Hipertansiyon erkeklerde, kadınlardan daha sık görülse de; menopoz dönemi sonrası hipertansiyona yakalanan kadın sayısı önemli ölçüde artmaktadır.

Hipertansiyonun Nedenleri

Tansiyon hastalığının yüzde 90 -95 oranında nedeni bilinmemektedir. Buna karşın, hipertansiyonun ana nedenleri arasında kalıtımsal etkiler (ailesinde hipertansiyon olan bir kişinin hipertansiyon olma olasılığı yüzde 60'tır) ile tuz hassasiyeti, fazla alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam, şişmanlık, gibi nedenler sayılabilir.

Hipertansiyonun Belirtileri

Hipertansiyon hastaları doktorlara en fazla, sabahları enseye vuran lokal baş ağrısı, ensede tutukluk, baş dönmesi, mide bulantısı, kulak içinde uğultu, burun kanaması, yaptığı işe kendisini verememe -konsantrasyon bozukluğu- gibi nedenlerle başvurmaktadır. Bunlar aynı zamanda hipertansiyonun ana belirtileridir.

Risk Grubu

Hipertansiyon günümüzün en ciddi ve üzerinde durulması gereken hastalıklarından bir tanesidir. 55 yaş ve üzerindeki erkekler ile 65 yaş üzerindeki kadınlar risk grubunun başında gelmektedirler. Kolestrolün yüksek olması, sigara içmek, şeker hastalığı, şişmanlık, stres, hareketsiz yaşam hipertansiyona yakalanma riskini arttırmaktadır.

Tedavileri

İnsan yaşamında ve organizmasında telafi edilmeyecek hasarlara neden olan hipertansiyon tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Hipertansiyon tedavisi ilaçlı tedavi ve ilaçsız tedavi olarak ikiye ayrılır.

İlaçsız tedavide hasta yaşam tarzını, beslenme alışkanlıklarını değiştirir. Hipertansiyon hastaları eğer sigara kullanıyorlarsa; bunu mutlaka bırakmaları gerekmektedir. Sigara kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini artırdığı gibi içilen her sigaradan sonra kan basıncında önemli bir artış meydana gelmektedir.

Şişmanlık ile kan basıncı arasında pozitif bir ilişki vardır. Şişman hastalarda, kalp damar hastalığı, şeker hastalığı ve kan yağlarının yüksekliği daha fazladır. Tansiyon hastalarının en fazla dikkat etmesi gereken besinlerin başında tuz gelmektedir. Tansiyon hastaları özellikle tuzlu yiyeceklerden kaçınmalıdırlar. Dikkat edilmesi gereken tuzlu yiyecekler arasında salça, domates suyu, cips, turşu, soda, sardalye, ton balığı, tuzlu çerezler, peynirler, tütsülenmiş etler gelmektedir. Hipertansiyonu olan kişiler alkol tüketimini azaltılmalıdırlar. Günlük tüketilen taze sebze ve meyve miktarı arttırılmalıdır. Hipertansiyondan korunmanın diğer bir yolu da günlük stresten uzak durmaktır.

 
Sonbaharın Büyük Tehdidi KOAH

KOAH, solunum yolları ve akciğer dokusunun kronik enflamasyonuna ikincil olarak gelişen ilerleyici hava yolu daralması ile karakterize bir hastalıktır.

KOAH ne kadar yaygındır?

Tüm dünyada 40 yaş üzerindeki her 10 erişkinden birinde KOAH vardır. Türkiye 'de ise 40 yaş üstü her beş erişkinin birinde KOAH bulunmaktadır. Ülkemizde 5 milyon KOAH'lı hasta bulunduğu tahmin edilmektedir.

KOAH ne kadar öldürücüdür?

Dünya çapında her yıl yaklaşık 3 milyon kişi KOAH nedeniyle ölmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, KOAH dünyada kalp krizi, inme ve akut akciğer enfeksiyonlarından sonra en önemli 4. ölüm nedenidir. Kanserden daha fazla ve HIV/AIDS kadar ölüme neden olur. Türkiye'de ise KOAH en sık görülen 3. ölüm nedenidir ve her yıl yaklaşık 30 bin kişi bu hastalıktan ölmektedir.

KOAH için risk faktörleri nelerdir?

Tütün kullanımı KOAH gelişimi ile en ilişkili risk faktörlerinden biridir. Bununla birlikte hava kirliliğive bazı mesleki kimyasallara maruz kalma da önemli rol oynamaktadır. Aynı şekilde KOAH'a genetik eğilim ile çevresel faktörler arasında açık bir ilişki de bulunmaktadır.

KOAH' ın belirtileri nelerdir?

KOAH belirtileri öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığıdır. Pekçok kişi kendisinde KOAH olmasına rağmen bunu bilmez. Bazıları şikayetlerinin sadece yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğunu düşünür. Ancak KOAH yaşamı tehdit eden bir hastalıktır ve tedavi edilmezse kötüleşir.

KOAH tedavi edilebilir mi?

Tamamen iyileşmesi mümkün olmamakla birlikte, doktorlar kendinizi daha iyi hissetmenize ve akciğerlerinizdeki harabiyetin yavaşlamasına yardım edebilir.

Hastalığın tanısı için akciğer grafisi çektirmek ve basit bir solunum testi yaptırmak yeterlidir. Tanı ne kadar erken konursa, tedavi o ölçüde etkili olacaktır.

KOAH önlenebilir mi?

Sigara içiliyorsa, KOAH 'ı önlemenin ya da ilerlemesini durdurmanın en iyi yolu sigarayı bırakmaktır.

Doğan Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği size sigarayı hayatınızdan çıkarma konusunda destek vermeye hazırdır.

.