dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri

 

Ekim 2008

. Grip Aşısının Ağrı Kesici Gibi Düşünülmesine Son
. Anne Olmayı Ertelemeyin
. Hasta Bina Sendromu
. 7/24 Kadın Sağlığı

GRİP AŞISININ AĞRI KESİCİ GİBİ DÜŞÜNÜLMESİNE SON

Havaların serinlemesi ile birlikte grip salgını tehdidi de gündeme geldi. Ancak toplum bilincini güçlendirmeye çalışan uzmanlar bu konuya şöyle bir açıklama getiriyor:
Grip aşısı bir ağrı kesici gibi düşünülüyor.Oysa ki aşının esas anlamı olan 'önlem alma' grip aşısında da anlamını gittikçe yitiriyor. Aşı yapıldıktan sonra anında etkisini göstermez. Çünkü aşı bir korunma yöntemidir. Organizmaya göre savunma mekanizmasını geliştirir. Kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte, genellikle 4-6 hafta arasında etkisini gösterir. Bugün aşı olan kişi ,yarın etkisini göstermesini beklememelidir. Mevsim şartlarını göz önünde bulunduracak olursak Eylül – Aralık ayları grip aşısı için en uygun tarihlerdir.

TOPLUMDAKİ YAYGIN GÖRÜŞ...
'Grip aşısı oldum ama hala grip oluyorum'…
 Toplumda her 10 kişiden 3 nün grip aşısına bakış açısı böyledir… Grip aşısı hastalığı sonlandırmak amaçlı değil mevsimsel olarak gribe karşı önlem amaçlı yaptırılır. Griple mücadelede en önemli adım, hastalığı tanımak, önemsemek ve önlemini hastalığa yakalanmadan önce almaktır.

İSTATİSTİKLERE GÖRE...
Dünyada her yıl ortalama 500 milyon kişi gribe(influenza) yakalanıyor; bu da risk gruplarında ciddi ve ağır hasarlara yol açıyor. Hastalığın toplumda yayılmasını önlemek ve risk gruplarını korumak için her yıl grip aşısı yapılması önerilmektedir.

Aşı Olması Gereken Risk Grupları:

  • 6 aydan büyük , 5 yaşından küçük çocuklar
  • 60 yaşının üstündeki sağlıklı kişiler
  • Kış mevsiminde gebe kalmayı planlayan kadınlar
  • Bağışıklık sistemi problemi olanlar
  • Sağlık çalışanları ve riskli ortamlarda çalışanlar

Aşı, sağlıklı insanlarda grip oluşumunu % 70-90 oranında önler. Dünya Sağlık Örgütü ve Bulaşıcı Hastalıklar Komisyonu' nun önerilerine göre bölgesel olarak hazırlanır. Bu nedenle her yıl yeniden olmak gerekir. Eylül - Aralık ayları arasında tek doz aşı yeterlidir. Çocuklarda 9 yaşına kadar olan grupta 1 ay sonra ikinci doz aşı yapılması önerilmektedir. Aşının koruyuculuğu ortalama 10 gün sonra başlar ve 3 hafta sonra koruyucu etkisi en üst düzeye ulaşır.
Gribin en önemli belirtisi yüksek ateştir. Ateşin yanı sıra kas ağrıları, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı olur. Bu belirtiler herkeste aynı olmayabilir. Ayrıca bazı kişiler birkaç günde bazıları da bir hafta yada on günde iyileşir. Bu nedenle grip, oldukça ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.

Grip aşısı bir ağrı kesici değil, her sağlıklı insanın sadece önlem amaçlı olması gereken bir aşıdır.


 
 

ANNE OLMAYI ERTELEMEYİN!

Annelik her kadının tatmak isteği bir duygu, fakat günümüz kadınının iş hayatında her geçen gün daha  aktif görevler alması ile bebek sahibi olma yaşı her geçen gün artıyor. Artık günümüz kadını hayat planlamasını yaparken önce kariyer sonra bebek sıralaması yapıyor.  Ancak yaş ilerledikçe risklerin arttığı da bilinen bir gerçek. Doğan Sağlık Gurubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Serdar Kayın; anne olmak için en ideal yaşın 20-35 yaş arası olduğunu ,35-40' lı yaşlarda risklerin attığını ve  40 yaşın üstünde ise bebek sahibi olmanın lüks sayılabileceğini söylüyorlar.

Riskli gebelik dendiğinde ilk akla gelen risk faktörlerinden birisi ‘ileri yaş’. Bu hamileliklerde Down Sendromu (Mongolizm) başta olmak üzere bazı kromozomal bozuklukların görülme sıklığında önemli artışlar gözleniyor. Öte yandan artan yaş ile birlikte anne adayında hipertansiyon, şeker hastalıkları gibi sistemik hastalıkların görülme sıklığında da bir artış var. İşte bu nedenlerden dolayı ileri yaş gebelikleri yüksek riskli gebelikler olarak kabul ediliyor. Dr. Serdar Kayın;  ”Anne olmak için 20 ile 35 yaşlar arası en uygun dönemdir. 35 yaş ve üstünde olan anne adayları, ileri anne yaşı grubuna girmektedirler.” diyor.

Anneyi Bekleyen Riskler!

Tıp dünyasında   yaşanan gelişmeler sonucu yardımcı üreme teknikleri ile hamile kalan kadın sayısında büyük bir artış var. Yıllarca hamile kalamamış pek çok kadın bu yolla hamile kalmanın mutluluğunu yaşıyor.  Bunun doğal sonucu olarak ileri yaş gebelikleri daha çok görülüyor. Tüm bu gelişmelere başta belirttiğimiz  sosyo-ekonomik faktörler de eklenince  her geçen yıl bir öncesine oranla daha fazla sayıda ileri yaş gebeliği yaşanıyor. Dr. Kayın “İleri yaş gebeliğine bağlı olarak  hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum sonrası kanamalar , plasental anormallikler, erken doğum, ölü doğum ve artmış sezaryen oranı dikkati çeken başlıca problemler arasındadır. Ancak ileri yaşta olmasına rağmen, doğum öncesi iyi bir takip ile bu risk minumuna indirilebilir.”

Bebeği Bekleyen Riskler!
İleri yaşta anne olmak sadece hamileler açısından değil bebekler açısından da riskler taşıyor. Dr. Serdar Kayın  bu riskleri şöyle anlatıyor: “35 yaşın üzerinde oluşan gebeliklerde ortaya çıkan önemli sorunlardan biri de artmış kromozom anormalliği olasılığıdır. Bunlar arasında Down sendromu (mongolizm) önemli bir yer tutar . Ayrıca yaşla beraber prematüre doğum riskleri de artmaktadır. Gebeliğe bağlı hipertansiyon ,şeker hastalığı ve plasental anormallikler nedeniyle bebeğin erken doğurtulduğu durumlarda bebek, erken doğumdan kaynaklanan risklerle karşı karşıya kalır .”

Kısırlık Tedavisinde Geç Kalmayın!
Son yıllarda yürütülen bilimsel çalışmalar, her on çiftten birinin kısırlık problemi ile yüz yüze geldiğini gösteriyor.  Kadınlar, gebe kalma hayallerini ileri yaşlara erteleyince  uzmanlara kısırlık tedavisi için kalan süre de azalmış oluyor.Çünkü tıp ne kadar ilerlerse ilerlesin, çocuk sahibi olmak için doğanın bize verdiği süre ne yazık ki kısıtlı. Ayrıca gebe kalmak için  sağlıklı bir bedene sahip olma gerekliliği de cabası...

Alınması Gereken Önlemler…
Her ne kadar ileri gebelikler daha çok risk taşısa da bu konuda alınabilecek tedbirler mevcut. Bebekte oluşabilecek kromozom anormalliklerini tespit etmek amacıyla; her gebeye 11-14 hasta arası ve 16-20 hafta arası kromozom anomoli tarama testi yapılarak %98 oranında Down sendromu (mongolizm)  erken dönemde tespit edilebilmektedir. Riskli durumlarda ise CVS ve amniyosentez yapılarak %100 oranında tanı koyulabilmektedir.

22. hastada yapılan 3 boyutlu detaylı genetik taraması ile de tanısal hassasiyet tanısal hassasiyet Down sendromu açısından %99 ….anomileri açısından da %100 olabilmektedir.  

 
 

HASTA BİNA SENDROMU

Yaşadığınız Bina Sizi de Hasta Ediyor Olabilir mi?

Her geçen gün artan klima kullanımı hava iritasyonu ve çeşitli hastalıklar olarak büyük bir sorun haline geliyor. Bu sorun “Hasta-Bina Sendromu” olarak adlandırılıyor. Son 10 yıl içerisinde artış gösteren Hasta-Bina Sendromu ile sıklıkla karşı karşıya kalıyoruz.

Global ısınmanın getirdiği sorunların eklenmesi ile de yaşadığımız binaların inşaat ve havalandırma sistemleri kalitesinin önemi giderek artıyor. Böyle bir durumda havalandırma ve klima sistemlerinin bakımı oldukça önem taşıyor. Filtreleri düzenli olarak temizlenmeyen havalandırma sistemleri zamanla mikrop üretebiliyor.

Zamanla mikrop yuvası haline gelen havalandırma sistemleri, insanlar üzerinde çeşitli rahatsızlıklara yol açıyor. Havalandırma sorunlarının şikâyetleri;

  • Ciltte, gözlerde, burun ve boğazlarda kuruluk,
  • Gözlerde ve burunda alerjik reaksiyonlar,
  • Gözler burunda sulanma ve akıntı,
  • Astım gibi solunum sıkıntıları,
  •  Yorgunluk,
  • Halsizlik,
  • Baş ağrıları ve konsantrasyon bozukluklarıdır.

Havalandırma sıkıntılarına bir çözüm getirilememesi şikâyetlerin giderek artmasına, havalandırma ve klimalara bağlı hastalıkların yaygınlaşmasına neden olacaktır. Bu durum da hem işlerin aksaması, hem de artan bir ekonomik kayba neden olacaktır.

Bu nedenle bina yapım sürecinde havalandırma sistemlerine özen gösterilmesine dikkat edilmelidir. Havalandırma sistemleri sorunları ile karşı karşıya kalanlara, bu tür ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmaları, bulundukları ortamı sık sık havalandırmaları ve bu tür ortamlarda bulundukları süre içerisinde sıklıkla su içmeleri öneriliyor.

 
7/24 KADIN SAĞLIĞI

30 yıldır kalitesinden ödün vermeden bölgenin referans hastanesi olarak hizmet vermeye devam eden Doğan Hastanesi; bölgenin ihtiyaçlarını göz artı etmiyor.
Bölge ihtiyaçları doğrultusunda hizmet vermeyi bir sosyal sorumluluk bilinci olarak gören Doğan Hastanesi; yine bölgesinde bir ilki gerçekleştirdi. Acil servisimizde 24 saat hizmet verilen; genel cerrahi, çocuk ve iç hastalıkları branşlarına bir yenisi daha eklendi. Kadın Sağlığı ve Hastalıkları bölümü artık sadece gündüz saatlerinde değil, gece boyunca da hizmet vermeye başladı. 24 saat kesintisiz hizmet veren Kadın Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğimizde;

    Kadın hastalıkları ile ilgili genel tanı ve tedavi hizmetleri,
    Epidural anestezi ile normal ve sezaryen doğum,
    Gebelik öncesi tetkikler ve incelemeler (2’li 3’lü tarama testleri, amniyosentez, doopler USG)
    Normal ve yüksek riskli gebelik takipleri,
    Kısırlık tedavileri,
    Kanser araştırma ve tarama testleri,
    Menopoz kliniğinde menopoz öncesi ve sonrası takipler,
    Osteoporoz tetkik ve tedaviler,
    Menopoz check-up,
    En yeni teknolojiler ile tanı-4D ultrason,
    Kemik yoğunluğu ölçümü (kemik dansitometre),
    Mamografi,meme USG,
    Yeni doğan ve erişkin yoğun bakım,
    Annelere özel hamilelik eğitimleri,
    Her türlü jinekolojik operasyon ( klasik ve laparoskopik yöntemlerle),
başarıyla gerçekleştirilmektedir.  Her türlü acil kadın hastalıkları ile ilgili sorunlarınızda size çok yakınız…
Ayrıntılı bilgi almak için çağrı merkezimiz ile görüşebilirsiniz..
444 0 911 Doğan Çağrı Merkez