dogan hastanesi logo
Site Haritası
 
 

 
     
 
Doğan e-bülten  
 
 Geçmiş Bültenleri okumak için ilgili ay üzerine tıklayın.
 
2010 Yılı Bültenleri
   
2009 Yılı Bültenleri
2008 Yılı Bültenleri
2007 Yılı Bültenleri


Ekim 2009

. Doğan Hastanesi hizmette sınır tanımıyor El Cerrahisi ve
  Mikrocerrahi
. Doğan Hastanesinden yepyeni bir sağlık hizmeti daha...
. Sağlıklı Çocuklar Sağlıklı Nesiller
. Sonbahar sendromunun 3 belirtisi

Doğan Hastanesi hizmette sınır tanımıyor El Cerrahisi ve Mikrocerrahi

Doğan Hastanesi hastalarına sağlık hizmetinde sınır tanımıyor. Sizin için yepyeni bir hizmeti Op.Dr.Eşref Gürsel ile çatısı altına alıyor ; El ve Mikrocerrahi...
El ve Mikrocerrahi
Günlük hayatımızda hemen hemen tüm işlerimizi ellerimizi kullanarak yaparız. Bazen bir parmağımızın bile işlev görememesi zorluk çekmemize neden olur. El ile ilgili, hassas ve önemli  uzun fonksiyon kaybının minimuma indirilmesi sağlanmalıdır. Bu yüzden el yaralanmaları ve sonrasındaki tedavi süreci çok önemlidir. Sağlıklı işlev görebilir hale gelene kadar hassas olan bölgenin kullanılmaması gerekir. Tedavi süresindeki adımlar önceden saptanmalı, özenle tedavi edilmelidir.
 Ellerde önceden geçirilmiş yaralanmaların, fonksiyon kaybı tamamen giderilemese bile fonksiyon artışlı ameliyatlar yapılabilir. El yaralanmalarına çok sık rastlandığı düşünülürse, tedavi süreci takip edilmediği zaman ilk tedaviler geçici sonuçla veriyor olabilir. Günümüzde, kopan bir parmak tekrar dikilmekte, felç geçirip işlev göremeyen kaslara uygun kas gruplarından nakil yapılabilmektedir. Dolayısıyla yapılan tedaviden çıkan sonuçlar ne olursa olsun hastaların El Cerrahisi konusunda deneyimli bir uzmana görünmelerinde fayda var. Sinir sıkışmaları da günümüzde çok sık görülen bir hasta şikayetidir. Karpal tünel sendromu adı verilen bu rahatsızlık, parmak uçlarında uyuşukluk, sıkışıklık, sancılanma vb şikayetlerde görülür. Şikayetler hafif derecede ise önlemler alınır. Daha ağır derecede ise operasyon gerekebilir.Operasyonda sıkışan sinirler rahatlatılır, nadir de olsa başka bölgede sıkışmalara bazen rastlanabilir.
El ve Mikrocerrahi hangi hastalıklarla ilgilenir?
*El cerrahisi operasyonlarından veya tedavi sürecinden sonra uygun görülen vakalara fizik tedavi önerilebilir.

*Doğumsal el rahatsızlıkları, el cerrahisi tarafından kesin düzeltilemese bile takibe alınabilir ve tedavi sürecine girebilir.   
*Tırnak zedelenmeleri,batmaları,şekil bozuklukları,                                                                                                           
*El bileği ,sinir sıkışmaları,uyuşukluğu,sancıları,
*Tüm el yaralanmaları,
*İş kazalarındaki yaralanmalar,
*Elde meydana gelen tümörler ve kitleler el cerrahisinin uzmanlık alanına girer.
El ve Mikrocerrahi uzmanları bu konuya odaklanarak, hastalarını minimum sürede sağlığına kavuşturmayı amaçlıyor...

Detaylı Bilgi İçin: Doğan Çağrı Merkezi: 444 0 911

 

Doğan Hastanesinden yepyeni bir sağlık hizmeti daha...

Doğan Hastanesi' ndens yepyeni bir sağlık hizmeti daha...
"Laparoskopik Histerektomi Cerrahisi..."
 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanımız Op.Dr.Toygun BAŞARAN ile Laparoskopik operasyonların kadınlar için rahat ve güvenirliliği hakkında bilgilendirdi.
Her gün bir çok bayan 

* Myomların  alınması,
* Yumurtalık  kistlerin,
* Endometriosiz, Endometrioma  (Çikolata kisti)  tedavisinde,
* Histerektomi (Rahim Alınması) işlemi için büyük cerrahi işlemlerine maruz kalıyor

Halbuki bu operasyonların büyük çoğunluğu Karından kesi (Laparatomi ) yapılması gerek olmamaktadır.Bu operasyonlar minimal invaziv olarak Laparoskopik  cerrahi tekniği ile güvenle  yapılabilmekte  hastalar  24 saat içinde  taburcu edilmektedir. Böylece Ameliyat olmaya bağlı olarak hayatınızda önemli bir süre ara vermesine gerek kalmamakta.Ameliyatın getirdiği yükler ve sorunları günlük hayatınızı devam ettirmenize engel olmayacak düzeye indirebileceksinizdir.
Niçin böyle sorusuna cevap olarak Hastanın Cerrahi tedavi alternatiflerin farkında olmaması  veya Medikal olarak hiçbir şekilde anlatılmamasıdır.Bazı zamanlar medikal tedavilerde  yenilikler tavsiye edilmekte  fakat geleneksel  yöntemler kullanılmaktadır. 

HİSTEREKTOMİ  (Rahim alınması)
Türkiyede ve Amerikada  Jinekolojik ameliyatlarda   en sık yapılan  Rahim alınmasıdır (histerektomi) Laparoskopik Histerektomi karında kesi yapılmadan uygulanan bu teknik  annenizin rahim alınma (Histerektomi) operasyonu  değildir. Avrupada  ve Amerikada yaygın olarak  kulanılan  Laparoskopik  Histerektomi  Türkiyede çok az sayıda  merkezde  yapılmaktadır. Kliniğimizde  İleri düzey Laparoskopi cerrahi uygulanmakta   böylece hastalara  medikal tedavilerin yenilikleri  sunulmaktadır

Laparoskopi  Cerrahi ile Geleneksel Cerrahiye göre;

  • Karında   büyük  kesi yapılmamaktadır. Böylece  kozmetik kaygı kalmıyor.
  • Karında kesiye bağlı olarak ileriki dönemlerde sizi rahatsız edecek ağrılar, uyuşma hissi,  Hissizlik, hareket kısıtlığı engellenmiş olacak.
  • Ameliyat  sonrası karın içinde yapışıklara  bağlı  ağrıların olmasını engellenmesi.
  • Daha öncede geçirilmiş ameliyatlara ve enfeksiyonlara  bağlı  yapışıkların  laparoskopi cerrahi sırasında  açılmasıyla  aynı operasyonda  hastanın  ağrıların barsak problemlerden kurtulması.
  • Genç bayanlarda ve gebelik istemi olan hastaların Laparoskopik operasyon  sayesinde   gebeliği engelleyen  sorun tespiti  ve bunun ortadan kaldırılabilmesi.
  • Hastanın iş ve sosyal yaşamına dönme süresi de 1- 2 ay yerine dönüş 7-15 gündür.
  • Hasta çok kısa sürede normal yaşamına döner. Böylelikle iş kaybı çok azdır.
  • Karın içi organları büyütülerek gözlemlendiği için cerrahi hakimiyeti  ve güvenlik daha iyidir.
  • Dokuları ve organları koruyucu bir cerrahi yöntemidir.
 
Sağlıklı Çocuklar Sağlıklı Nesiller

Yaşamın her dönemi önemlidir, ancak çocukluk dönemi özel ilgi gerektiren bir dönemdir. Hastalıklarda erken tanıtının önemi artık herkesçe biliniyor. Çocukluk döneminde  yavaş yavaş başlayan bir  çok erişkin hastalığının önlenmesi bu dönemde alınan tedbirler ve erken tanı ile mümkün olmaktadır.
Obezite, diyabete uygun yaşam tarzının yerleştirilmesi ,hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları... v.b  rahatsızlıklar çocukluk döneminde alınacak önlemler ile engellenebilmekte ve zararları azaltılabilmektedir. Tüm bunların yapılabilmesi için ise; büyümenin yakından takip edilmesi, standart büyüme eğrilerinin değerlendirilmesi ve normal büyüme eğrilerinde oluşan sapmaların.

Vücut ve beyin gelişiminin en hızlı olduğu çocukluk döneminde gelişimin okul başarısını, gençlik ve erişkinlik dönemini biçimlendirdiği unutulmamalıdır. Periyodik kontrollerde ailenin de bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi için eğitim verilmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki koruyucu sağlık hizmetleri çocuk döneminde ayrı önem taşır. Erken tanı ile; hastalıkların önlemlenmesinin yanı sıra zorlu ve yüksek maliyetli tedavi gereksinimlerini de azaltmaktadır. Yapılan tahlil ve tetkikler sayesinde belirti vermemiş olan hastalıkların erken tanısı konmakta ve daha başarılı tedaviler uygulanabilmektedir.
 Düzenli bebeklik kontrolleri sonrasında 2 yaşından itibaren yılda en az 1 kez uzman doktorlar tarafından sağlık kontrolleri yapılmalıdır.  

 
Sonbahar Sendromunun 3 belirtisi

Yaz mevsimi insanların rutin işlerinin azaldığı, doğanın tazelendiği, tatillerin yapıldığı bir mevsim. Bu arada gündüzler uzamış ve insanların iş sonrası kendilerine ayırabildikleri zaman da artmış oluyor. Deniz kenarları ve parklar vaktini değerlendirmek isteyenler için bekliyor. Yazın yaşanan tüm bu canlanmaya karşın sonbahar ve kış döneminde tersine bir dönem yaşanıyor. Gündüzler kısalmaya, havalar değişmeye, doğa hüzne bürünmeye başlıyor. Bu değişimden insanlar da etkileniyor. Bu da sonbahar depresyonuna neden oluyor.
Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz?
İlkbahar doğanın canlanmasına, sonbahar ise canlılığını azaltmasına karşılık gelir. Bu nedenle sonbahar hüznü çağrıştırır. Havaların kötüleşmesi açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara gidilecek olması keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir. Güneşli güzel günlerin artık gerilerde kaldığı, çetin kış koşullarının tekrar gelmek üzere olduğunu hatırlatır. Bu nedenle sonbahar hüzün mevsimi olarak anılır.
Güneşi az görmek, iş sorumluluklarının artması, okulların başlaması, havaların serinlemesi insanlarda birtakım ruhsal değişimlere neden olur.
Sonbahar depresyonunun en sık rastlanan belirtilerinin hüzün, yorgunluk ve enerji azlığıdır.Diğer belirtileri ise;

  • Sabah uyanmakta güçlük çekme
  • Yataktan kalkmak istememe
  • Karamsarlık
  • Cinsel enerjide azalma
  • Çabuk sinirlenme

Depresif ruh halinden çıkmak için neler yapılmalıdır?
İyi bir tatil sonrasında yeterince dinlendiğimizi düşünmek lazım. "Bu kadar tatilden sonra yeniden yeni sorumluluklar alabilirim." diye düşünmek lazım. Yeni planlar hazırlamakta fayda var. Yeni planlar hem bizi bir şeyler yapmak için zorlar hem de hareketlendirir. Uyku ve beslenme alışkanlıklarımızı yeniden tatil öncesine göre düzenlemek gerekir. Yeni amaçlar, hedefler oluşturmak gerekir. Yazın bazı güzellikleri olsa da sonbahar ve kış mevsiminin de benzer güzellikleri olduğu hatırlanmalı. Yazın çoğunlukla sinema ve tiyatroya gitmek istenmezken, bu dönemlerde bu faaliyetlerle ilgilenilebilir.

Gün ışığının azalması depresyonu artırıyor mu?
Güneş ışınlarının daha az olduğu kış aylarında depresif duyguların daha fazla arttığı bilinir. Hatta depresyonda "ışık tedavisi" adında bir yöntem bile vardır.  Özellikle İskandinav ülkeleri gibi kış aylarının çok yoğun geçtiği bölgelerde bu tedaviden yararlanılır.
Enerjimizi artırmak amacıyla önerilerimiz:

  • Düzenli egzersiz yapın. Günde bir saat yürüyüş bile yeterli.
  • Sağlıklı beslenmeye özen gösterin. 
  • Düzenli uyuyun. Aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın. 
  • Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayın. 
  • Arkadaşlarınıza vakit ayırın.
  • İşyerinde kısa molalar verin. 
  • Keyif aldığınız aktiviteleri planlamaya çalışın. 

Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor?
Depresif duygu durumu, çökkünlük, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar.  Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.
Yiyeceklerin de ruh halimiz üzerinde etkisi var mı?

Beyaz şekerden uzak durmak gerekir. Kan şekerini hızla yükseltip düşürdükleri için halsizlik, yorgunluk hislerine neden olabilirler ya da artırabilirler.  Bunun yerine şekeri doğal meyvelerden kullanmak daha iyidir. Tatlı, çikolata ve pastaların fazla tüketimi fayda sağlamaz. Diğer taraftan vitamin eksikliğine bağlı olarak da yorgunluk halsizlik hissedilebilir. Bunu gidermek için doğal ya da medikal vitaminler kullanılabilir.